Journal of British Literature and Culture
2026 - 4, 64-86
Orcid: 0000-0003-0402-9858
Space, Geography, and Narrative in Yann Martel’s Life of Pi
Yann Martel’in Pi’nin Yaşamı Romanında Mekan, Coğrafya ve Anlatı
Abstract: This article approaches Yann Martel’s Life of Pi through a spatially oriented reading, arguing that geography functions not merely as setting but as a generative narrative and epistemological force. While the novel is often interpreted through theological, allegorical, or metafictional frameworks, its spatial dimensions remain insufficiently theorized. Drawing on the work of Henri Lefebvre, Michel Foucault, Mikhail Bakhtin, Gaston Bachelard, and Homi Bhabha, this study posits that space in Life of Pi produces identity rather than merely hosting it. Colonial and hybrid Pondicherry shapes Pi’s pluralistic worldview; the Pacific Ocean operates as a liminal environment in which survival depends on ritual, interpretation, and narrative construction; and the carnivorous island is interpreted as a heterotopic allegory that critiques static forms of refuge and the deceptive stability of postcolonial space. The post-rescue interrogation room further demonstrates how institutional spaces enforce empirical coherence, challenging Pi’s symbolic and multilayered account of experience. Ultimately, the article argues that survival in the novel hinges on the ability to inhabit, reinterpret, and remake unstable geographies. By foregrounding the interdependence of space, narrative, and subjectivity, Life of Pi reveals a spatial poetics in which meaning arises through mobility, liminality, and the continual negotiation of uncertainty.
Keywords: Yann Martel, Life of Pi, Spatial Narrative, Postcolonial Geography, Heterotopia
Özet: Bu makale, Yann Martel'in Pi’nin Yaşamı romanına mekânsal odaklı bir okuma yaklaşımıyla bakmakta ve coğrafyanın yalnızca bir mekan değil, aynı zamanda üretken bir anlatı ve epistemolojik güç olarak işlev gördüğünü savunmaktadır. Roman genellikle teolojik, alegorik veya meta-kurgusal çerçeveler üzerinden yorumlanırken, mekânsal boyutları yeterince kuramsallaştırılmamıştır. Henri Lefebvre, Michel Foucault, Mikhail Bakhtin, Gaston Bachelard ve Homi Bhabha'nın çalışmalarından yararlanan bu çalışma, Pi’nin Yaşamı’nda mekânın yalnızca kimliği barındırmak yerine onu ürettiğini öne sürmektedir. Sömürgeci ve melez Pondicherry, Pi'nin çoğulcu dünya görüşünü şekillendirir; Pasifik Okyanusu, hayatta kalmanın ritüel, yorum ve anlatı kurgusuna bağlı olduğu bir sınır ortamı olarak işlev görür; ve etobur ada, statik sığınma biçimlerini ve sömürge sonrası mekânın aldatıcı istikrarını eleştiren heterotopik bir alegori olarak yorumlanır. Kurtarma sonrası sorgu odası, kurumsal alanların deneysel tutarlılığı nasıl sağladığını daha da göstererek, Pi'nin sembolik ve çok katmanlı deneyim anlatımına meydan okuyor. Sonuç olarak, bu makale, romanda hayatta kalmanın istikrarsız coğrafyaları yaşama, yeniden yorumlama ve yeniden şekillendirme yeteneğine bağlı olduğunu savunmaktadır. Mekân, anlatı ve öznelliğin karşılıklı bağımlılığını ön plana çıkararak, Life of Pi, anlamın hareketlilik, eşik durumu ve belirsizliğin sürekli müzakeresi yoluyla ortaya çıktığı mekânsal bir şiir anlayışını ortaya koyuyor.
Anahtar sözcükler: Yann Martel, Pi’nin Yaşamı, Mekansal Anlatı, Sömürgecilik Sonrası Coğrafya, Heterotopya